Soru : GIDA İNTOLERANSI TESTİ NEDİR?

Cevap : Tükettiğimiz bazı gıdalar sindirim sistemimiz tarafından tam olarak sindirilemediği için yabancı madde gibi algılanır ve vücudun savunma sistemini harekete geçirir. Bu savunma hali kişiden kişiye değişen yan etkiler doğurur ki buna gıda intoleransı denir.Gıda allerjisinden farlıdır. Gıda intolerans testinde gıdalara karşı Total IgG’ye bakılır. Intolerans tespit edilen gıdalardan belirli süre sakınıldığında şikayetler yok olur. Laboratuvarımızda uygulanan gıda intoleransı testi ülkemiz beslenme alışkanlıklarına uygun 250 gıda türüne karşı hazırlanmıştır.

Soru : TORCH PANELİ İÇİNDE ÇALIŞILAN AVİDİTE TESTLERİNASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Cevap : Toxoplazma, Rubella(Kızamıkcık), CMV(Cytomegalo virus) enfeksiyonu geçirenlerde spesifik IgM ve IgG antikorlarının birlikte bulunduğu hallerde bu durumun primer enfeksiyonla ilişkili olup olmadığının ve primer enfeksiyonun geçirilme zamanının yaklaşık olarak belirlenmesi için kullanılır. Test Ig G antikoru bulunan serum örnekleriyle çalışılır.Bu teknikte daha eski oluşan antikorların antijenle bağlanma kapasitelerinin daha güçlü, yeni antikorların daha zayıf olma özelliğinden yararlanılır.Hastalığa özgü Ig G antikorlarının antijene bağlanma gücünü değerlendirmek için modifiye edilmiş standart sandwich Elisa yöntemleri kullanılır. Hasta örneğinin primer enkübasyonundan sonra ortama 6-8 M üre çözeltisi eklenerek zayıf aviditeye sahip antikorların ayrılması sağlanır.Bu işlemden sonra elde edilen sonucun işlemden önceki sonuca oranı avidite indeksini verir.Avidite indeksinin düşük olması primer enfelsiyonun yeni, yüksek olması da primer enfeksiyonun 3 aydan eski olduğunu gösterir. Hamilelik başlangıcında yapılmış ve yüksek Ig G aviditesi bulunmuş durumlarda fetusun enfekte olma ve hastalıktan etkilenme olasılığının çok düşük olduğunu düşündürür.

Soru : CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR NELERDİR?
Cevap : Kişiden kişiye cinsel eylem sırasında bulaşan hastalıklardır. Dünyada her yıl yaklaşık yüz milyon kişinin cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalandığı tahmin edilmektedir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların tanısı ve tedavisi Dermatolog, Ürolog, Kadın hastalıkları ve Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının işbirliğini gerektirir.Etkenleri bakteri, virüs, mantar, parazit gibi mikroorganizmalar olabilir.

Bakteriyel etkenler :
Frengi (Sifiliz)
Gonore (Bel soğukluğu)
Klamidya
Ureaplasma – Mycoplasma

Viral etkenler :
HIV / AIDS
Hepatit B, Hepatit CHPV – Genital siğil
Herpes Simpleks Tip 1 ve 2
Molluskum kontagiozum

Paraziter etlkenler:
Trikomonas vaginalis
Kasık biti
Uyuz

Bu hastalıklar, gelişmekte olan ülkelerde daha yoğun görülmektedir. Sosyo-ekonomik durumu iyi ülkelerde bir dönem frengi, belsoğukluğu gibi hastalıkların sayısında düşüş görülmüş olsa da son yıllarda HPV, HSV, klamidya, AIDS/HIV enfeksiyonlarında yaygınlık artmaktadır.Enfeksiyonlar, kadın ve erkeklerde benzer oranda görülmekle birlikte komplikasyonlar açısından kadınlar daha risklidir.

Soru : CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARDA BELİRTİLER NELERDİR?

Cevap :
• Penisten akıntı
• Kötü kokulu vajinal akıntı
• İdrar yaparken yanma, ağrı
• Cinsel organlarda ve bu organların bulunduğu vücut bölgesinde, ağızda ya da anal bölgede yara, siğil, su kesecikleri şeklinde şişlikler
• Sık idrar yapma isteği
• Cinsel organların bulunduğu vücut bölgesinde ağrı, yanma ya da kaşıntı
• Dışkılama sırasında yanma ya da ağrı
• Adet zamanı dışında görülen kanama
• Ağrılı cinsel ilişki

Soru : KIMLER RISK ALTINDADIR ?
Cevap : -Partnerinin hastalık taşımadığından emin olmadığı halde korunmasız ilişkide bulunmuş bireyler-Cinsel yolla bulaşmış herhangi bir hastalığı taşıyanlar-Cinsel yolla bulaşmış hastalıklardan birini geçirmiş ve iyileşmiş bireyler (Bir CYBH’ı geçirmiş bireyin diğer CYBH’ı taşıma riski artmaktadır.Çünkü bu organizmalar genellikle beraber taşınmaktadır.)-Birden fazla cinsel partneri olan bireyler-Uyuşturucu kullanan bireyler (Enjektörün paylaşıldığı durumlarda HIV/AIDS, Hepatit B, Hepatit C, Frengi gibi hastalıklar bulaşabilmektedir.)-Birçok cinsel yolla bulaşan hastalık belirti vermediğinden cinsel açıdan aktif tüm bireyler.

Soru : CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARDAN NASIL KORUNABİLİRİZ?

Cevap :
• Enfekte (mikroorganizmayı vücudunda taşıyan) kişilerle cinsel ilişkide bulunmayın.
• Enfekte olmayan kişilerle tek eşli bir cinsel ilişki yaşayın.
• Yaşam boyunca cinsel ilişkide bulunduğunuz kişilerin sayısını azaltın.
• İstikrarlı ve doğru bir şekilde prezervatif kullanın.
• Damar içine ilaç enjeksiyonu yapıyorsanız daha önce kullanılmamış iğneler kullanın. Yüzde yüz koruyucu bir yöntem yoktur. Kişi diğerinin ilk ve tek partneri değilse risk mevcuttur.Ancak bazı korunma önlemlerini de unutmamak gerekir. Kullanılan kondom türüne dikkat etmek, (bazı türler tahriş edici özellikleri nedeniyle vajinada ve servikste tahrişe yol açıp koruyuculuğu azaltabilir), Kondom kullanımını (tüm ilişki süresince) ve doğru kullanımı öğrenmek, Ortak havlu, giysi kullanmamak,İlişki öncesi ve sonrası yıkanmak,Bulaşıcı hastalık tarama testlerini ihmal etmemek,Hepatit B aşısı yaptırmak,Hastalığın olduğu bilinen dönemde ilişkiye girmemek, şeklinde özetleyebiliriz.

Soru : SIK GÖRÜLEN CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR?

Cevaplar:

1-FRENGİ(SİFİLİZ): Cinsel yolla bulaşan bir bakteri enfeksiyonudur. Hem erkekte hem kadında genital bölge, anal bölge, dudak ağız lezyonları yoluyla bulaşır. İlk dönemde bulaş alanında tek bir keskin sınırlı yara oluşup bazen bölgesel lenf bezlerinin şişmesi eşlik eder ve ihmal edildiğinde bir süre sonra kendiliğinden iyileşebilir. Bu dönemde tanı konup tedavi edilmezse bir süre sonra hastalık ikinci evreye geçmiş olur ve birçok deri hastalığını taklit eder. Bu da tanıyı ve tedaviyi geciktirir. Hastalığın üçüncü evresi ise ciddi organ hasarları ve merkezi sinir sistemini tutulumu ile seyreder.
2-BEL SOĞUKLUĞU (GONORE): Bel soğukluğu idrar yollarında, rahim ağzında, gözde, rektumda ve üreme organlarında yerleşen Neisseria Gonorrhoeae isimli bir bakterinin neden olduğu hastalıktır. Hem kadında hem de erkekte görülen bu hastalık akıntılı iltihaba neden olur. Vajinal, anal veya oral yolla bulaşır ve bu yolla bulaşan hastalıklar arasında en çok görülen hastalıktır. Hastalık etkeni semende ve vajinal akıntıda bulunur ama bazı hastalarda belirti olmayabileceğinden farkına varılmadan yayılır. Şüpheli cinsel temasdan sonra 1-2 hafta sonrasında bel soğukluğu belirtileri ortaya çıkabilir. En sık gözlemlenen belirtiler şöyledir ;

Erkekte ; öncelikle hafif bir yanma görülebilir. Daha sonra hastalık daha da şiddetlenir ve sarı renkte bir akıntı ortaya çıkabilir. Akıntı yeri kızarır ve şişer. Tedavi edilmediği takdirde sperm yolları iltihaplanır ve kısırlık meydana gelebilir. Hastada sık sık idrar yapma hissi uyanır. Fakat idrara çıktığında az idrar yapar.

Kadında; belirtinin şiddeti değişiktir. Hatta bazen belirti vermeyebilir. İdrar yollarında sarı-yeşil renkte bir akıntı meydana gelebilir ve bu akıntı kötü kokuludur. Adet düzeni bozulur ve adet dönemleri arasında kanama görülür. Yine erkekte olduğu gibi idrara çıkarken yanma vardır. Kadınlarda bartholin bezleri bulunur. Bu bezlerin iltihaplanması sonucu şişlik oluşur ve bu şişlik ağrıya neden olur. Tedavi edilmediği takdirde bu iltihap yayılır ve enfeksiyon başka yerlerde de görülür. Dış gebeliğe neden olabilir. Hatta kısırlığa yol açabilmektedir.Anal ve oral ilişkiler sonrası rektumda ve ağız bölgesinde gonore yerleşebilir. Cinsel ilişki sırasında üreme organlarında ağrı görülür ve buradaki kaslarda iltihap meydana gelebilir.Bel soğukluğu ilerlediğinde bazı hastalarda eklemlerde ağrı oluşur. Bu, bakterinin kana karışması sonucu ortaya çıkar. Eklemlerde ağrı, iltihap ve şişlik görülür. Sadece bir yerde oluşan bir durum değildir. Gezici bir ağrıdır. Ağrı bir yerde geçse bile daha sonra başka yerlerde ortaya çıkabilir. Gebelerde bel soğukluğu düşüklere ve erken doğumlara neden olabilir. Doğum sırasında bebeğe bulaşabilir ve bebeğin gözlerinde iki taraflı akıntı ile başlayan, körlüğe kadar varabilen hastalığa yol açar.Hastalık cinsel yolla bulaştığından ortak kullanılan giysiler, tuvalet ortamından bulaşması olası değildir. Tanı konulduğunda antibiyotik ile kolaylıkla tedavi edilebilecekken tedavisiz kaldığında komplikasyonlara yol açabilir.Akıntı ya da idrardan alınan örneklerin incelenmesi ile teşhis edilir. Şüpheli bir cinsel temas sonrasında bel soğukluğu testi yapılması önerilmektedir.Tanı konduktan sonra antibiyotikle tedavi edilir. Eş tedavisi uygulanmalıdır, eşlerden birinin tedavi edilip diğerinin edilmemesi hastalığın tekrarlaması anlamına gelir.

3-KLAMİDYA: Chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıklar arasında en sık görülenidir. Klamidya cinsel ilişki ile bulaşmaktadır (vajinal, anal, oral). Hamile anneden bebeğine doğum sırasında da klamidya bulaşabilir.Bulgu olmadığı zaman tanı konamaz ve komplikasyonlara yol açabilir. Tanı kadın ve erkekten alınan akıntıdan ve erkeklerde ön idrardan etkenin izole edilmesi ile konur ve antibiyotik ile kolaylıkla tedavi edilir.Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için şüpheli bir cinsel temas sonrasında klamidya testi yapılması şarttır.Dünya Sağlık Örgütü şüpheli bir cinsel temas sonrasında klamidya testi yapılmasını önermektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 ay içinde cinsel ilişkide bulunduğu bireylere de klamidya testi yapılmalıdır, Klamidya taşıyan pek çok kişide herhangi bir belirti görülmez. Bu kişiler farkında olmadan bu bakteriyi taşıyabilir ve partnerlerine geçirebilirler. Eğer belirtiler görülürse bu genellikle bakteriyi taşıyan kişi ile cinsel temastan 5 ila 15 gün sonra olabilmektedir.Kadınlarda; Vaginal akıntı, mens dönemleri arasında kanama, alt karın bölgesinde hafif ağrı, idrar yaparken yanma hissi, ağrı veya acıErkeklerde; Penisten gelen açık sarı renkte, genellikle külotta leke bırakan akıntı, idrar yaparken yanma hissi, ağrı veya acı, penis ucunda hafif kaşıntı veya rahatsızlık hissi, idrar yapma sıklığında artışTanı konulmamış ve tedavi edilmemiş yada teşhisi gecikmiş klamidya erkek ve kadında üreme organlarına zarar verebilmekte, kısırlığa neden olabilmektedir. Ayrıca erkeklerde prostat iltihabına (prostatit) yol açabilmektedir.

4-MYCOPLASMA VE UREAPLASMA: Mycoplasma ve Üreaplasma doğada yaşayan bilinen en küçük tek hücrelilerdir. Diğer mikroorganizmalardan farklı olarak bir hücre duvarı içermezler. Bu özellikleri nedeniyle etkileri genellikle hücre duvarı üzerinde olan pek çok antibiyotiğe karşı dirençlidirler. Yine aynı özellik nedeni ile mikrobiyolojik incelemelerde kullanılan bazı laboratuvar incelemeleri bu mikroorganizmalar üzerinde uygulanamaz. Bugüne kadar izole edilmiş 15 den fazla türü olmakla birlikte sadece 3 tanesi insanlar için özel önem taşır. Bunlar Mycoplasma pneumoniae ile Mycoplasma hominis ve Ureaplasma urealyticum‘dur. M. pneumoniae insanlarda zaatürreye neden olurken diğer ikisi sıklıkla üreme sistemini ilgilendiren hastalıklara neden olurlar. Çok küçük olmaları, az miktarda genetik materyal içermeleri ve hücre duvarları olmaması nedeni ile klasik kültür yöntemleri ile tespit edilemezler. Mycoplasma ve Ureaplasma’ yı tespit edebilmek için özel kültür işlemleri gereklidir.Mycoplasma ve Ureaplasma hem erkekte hem de kadında genital enfeksiyona neden olurlar. Yapılan araştırmalarda herhangi bir yakınması olmayan kişilerin %40 ′ında kültürlerde mycoplasma ürediği gösterilmiştir. Bu kişilerin %15 ′inde M.hominis saptanırken %40-75 ′inde U.urealyticum izole edilmektedir. Enfeksiyon doğum sırasında anneden kapılabilir. Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada cinsel yönden aktif ancak herhangi bir yakınması olmayan kadınların %40-80 ′inde ureaplasma türleri izole edildiği gösterilmiştir. Yine cinsel yönden aktif ve yakınması olmayan kadınların %21-53 ′ünde Mycoplasma tespit edilmiştir.İnsanlarda mycoplasma ve ureaplasma en sık taşıyıcılar arasında cinsel ilişki ile bulaşır. Bu nedenle cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık olarak kabul edilir. Çok eşli cinsel yaşam risk olarak kabul edilmektedir. Genital-genital ya da oral-genital temas bu mikroorganizmaların bulaşmasında en sık karşılaşılan yoldur. Bir diğer bulaşma yolu ise hamilelik ve doğum sırasında anneden bebeğe geçiştir.Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonları nadiren bulgu verirler. Çoğu zaman herhangi bir yakınmaya neden olmazlar ve sadece mycoplasma ve üreaplasma testi ile tespit edilebilir. Her iki organzima da erkeklerde bel soğukluğuna bağlı olmayan üretra enfeksiyonlarına neden olabilirler. Mycoplasmalar kadınlarda bu tür bir sorun yaratmazken ureaplasmalar kadınlarda da erkeklerdekine benzer problemler yaratabilir. İdrar yaparken yanma ve akıntı üretra enfeksiyonlarının en önemli belirtisidir. Böbrek enfeksiyonlarının da %5′inden mycoplasma ve üreaplasma sorumludur.Fallop tüpü iltihabı olanların yaklaşık %10′unda rahim içinde ve tüplerde mycoplasma tespit edilmektedir. Gebelikte ise plasenta ve amniyon zarında enfeksiyona neden olarak erken doğumlara yol açabilirler. Daha ender olarak yenidoğan bebekte doğumsal zaatürre, bakteriyemi ve hatta ölüme yol açabilecekleri bilinmektedir.Mycoplasma ve ureaplasmaların kısırlığa neden olup olmadıkları konusu tartışmalıdır. Direk olarak neden olmasalar bile örneğin pelvik iltihabi hastalık sonrası sekel olarak kısırlık ortaya çıkabilir.Erkeklerde sperm sayı ve hareketini bozarak çocuk sahibi olmayı güçleştirebilir. Düşük ve erken doğumlara neden olabilmesi nedeni ile tekrarlayan düşüklerin altında yatan nedenlerden birisi de mycoplasma enfeksiyonları olabilir.

5-HEPATİT B ve C: Hepatit,Karaciğeri tutan virüs kaynaklı bir hastalıktır. Hepatit B ve Hepatit C cinsel yolla bulaşan tipleridir. Cinsel ilişki, enfekte (bulaşmış) kan ve kan ürünlerinin nakli, virüs ile bulaşmış iğne ve keskin aletlerin cildi keserek yaralaması ile (kan yoluyla) bulaşır.Mikroorganizmayı taşıyan anneden bebeğe gebelik boyunca, doğumda ya da emzirme sırasında bulaşabilir. İlk bulaşma anında çoğu kişide belirti vermez veya grip benzeri belirtiler olabilir. Hepatit virüsü taşıyan kişilerin üçte birinde herhangi bir belirti bulunmaz. Hastalığın ilk belirtileri yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bitkinlik, iştah azalması, bulantı ve ishal şeklinde ortaya çıkar. Karaciğer tutulduğunda idrar renginin çay gibi olması, karın ağrısı, ciltte ve gözün beyaz kısmında sararma (sarılık) belirtileri kendini gösterir. Daha sonra karaciğer fonksiyon testleri bozulur ve hastalığın dönemine göre kanda hepatitle ilgili markerler tesbit edilir.Kronikleşmiş hepatitlerde siroz, karaciğer kanseri görülebilir. Hepatit B için aşılanma en önemli korunma yoludur. Hepatit C için aşı henüz elde edilememiştir.

6- HIV-AIDS (Kazanılmış İmmun Yetmezlik Sendromu): HIV (Human Immunodeficiency Virus) virüsün neden olduğu, bağışıklık sisteminin baskılanmasıyla fırsatçı enfeksiyonların ortaya çıktığı bir hastalıktır. Cinsel yolla bulaşan ve ciddi sorunlara yol açan hastalık grubunda yer alır. Ayrıca virüsü içeren kan ve kan ürünlerinin nakli, virüs ile bulaşmış iğne ve kesici alet yaralanması ile (kan yoluyla), mikroorganizmayı taşıyan anneden bebeğe gebelik boyunca, doğumda ya da emzirme sırasında bulaşabilir. İlk bulaşma anında çoğu kişide belirti vermez ya da grip benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler de 1 ila 4 hafta içinde kaybolur. Virüs vücutta yıllarca hiçbir belirti vermeksizin kalabilir. Bu durumda tanı ancak kan testleri ile konabilir. Antikor testleri virüs alındıktan sonra en erken üçüncü ayda pozitif çıkar. Antijen-antikor kombine testler 3 haftaya kadar tanı olanağı sağlamaktadır.Antiviral ilaçlarla kişinin hayatı uzatılmaya çalışılır.

7-HPV (Cinsel Organ Siğilleri ): Human Papilloma Virus (HPV), genital bölgede bulunan ve cinsel ilişki ile geçtiği bilinen toplumda son derece sık görülen deriden deriye direkt temas ile bulaşabilen bir virüs enfeksiyonudur. HPV’nin 150 den fazla tipi tanımlanmış olup genital HPV enfeksiyonuna neden olan yaklaşık 40 HPV tipi vardır. Bu tiplerden özellikle 16 ve 18 serviks kanseri gelişimi açısından en riskli HPV tipleridir. Bir çok olguda, immun sistem doğal olarak HPV ile savaştığı için hiçbir sağlık problemine neden olmadan kendiliğinden iyileşir. Bazen, immun sistem HPV virüsünün üstesinden gelemez ve bunun sonrasında da bazı HPV tipleri genital siğillere neden olur. Diğer HPV tipleri ise (yüksek riskli tipler), kadınlarda serviks (rahim ağzı) bölgesinde hücresel değişikliklere yol açar ve zaman içerisinde serviks kanseri gelişimine neden olabilir. Genital siğillere neden olan HPV tipleri kansere yol açan olan tiplerden farklıdır.Human Papilloma Virüsün sebep olduğu bu siğillere “kondiloma akuminata” da denir. Bu hastalığı olan bir kişi ile cinsel ilişki yoluyla bulaşırlar. Kuluçka dönemi, 1–6 aydır. Penis, vajina, genital bölge ve anüsde ağrısız, farklı büyüklükte, karnabahara benzeyen üzeri pürtüklü siğiller şeklinde ortaya çıkar. Tedavi edilmezse sayıları çok artıp tüm penisi kaplayabilirler.

Genel de küçük tek bir yumru veya yumru grupları şeklinde genital bölgede görülür. Bunlar; küçük veya büyük, kabarık veya düz olabilecekleri gibi karnı bahar şeklinde gözlenebilirler. HPV, kadınlarda serviks (rahim ağzı) kanseri gelişimine neden olmanın yanında kronik üriner sistem enfeksiyonları, vaginozis ve vaginitis ile de ilişkilidir.HPV enfeksiyonu taşıyan erkeklerin çoğunda, HPV tipi ne olursa olsun hiçbir belirti veya sağlık problemleri gözlenmez. Ancak, bazı HPV tipleri genital siğillere neden olabilir. Diğer türleri ise penil, anal veya baş-boyun kanserlerine neden olabilir. Kanserlere neden olan HPV tipleri ile genital siğillere neden olabilir HPV tipleri birbirinden farklıdır. HPV ile enfekte olmuş insanların çoğunda hastalığa ilişkin semptomlar veya sağlık problemleri gözlenmez. Hastaların %90’ında 2-3 yıllık bir süreç içerisinde bağışıklık sistemi tarafından doğal olarak vücuttan temizlenir. Ancak, hangi hastalarda HPV ‘ye bağlı kanser veya diğer sağlık problemlerinin gelişeceğini önceden bilmek mümkün değildir.Pozitif çıkan HPV DNA Testi sonuçları kişide HPV’nin bulunduğunu gösterir. HPV DNA testi ile düşük düzey de bulunan HPV varlığı saptanmaktadır. Erkeklerde ve kadınlarda eğer siğil benzeri oluşum yok ise erkeklerde postüretral sürüntü kadınlarda da smear fırçasıyla alınan vajinal doku örnekleriyle HPV testi yapılmaktadır. Genital siğil oluşumu var ise siğillerden alınan örnekle HPV testi çalışılabilmektedir.

HASTALIKLARDA HPV TİPLERİ
Genital Siğiller: Tip 1, 2, 3, 4, 7, 10 Epidermodysplasia verruciformis :15 tipten fazla, Anogenital HPV : Tip6, 11, 42, 43, 44, 55 Anogenital kanserler (prekanseröz): Tip 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51 , Solunum yolu papillomatozisi: Tip 6, 7, 11, 16, 32

8-UÇUK (HSV enfeksiyonu): Herpes, bulaştığında etkeni dokuda uzun yıllar kalan bir virüs enfeksiyonudur. HSV tip 1 ve HSV tip 2 olarak adlandırılan iki tipi vardır.Herpes Simplex Virüs Tip 1 çoğunlukla seksüel olmayan cilt teması ile bulaşır ve ağız-dudak çevresindeki uçuklardan sorumludur. Herpes Simplex Virüs Tip 2 Genital Herpes etkenidir.Cinselilişki esnasında virüs ile enfekte cilt bölgesinden direkt olarak diğer kişinin cildine bulaşır,deri ve mukozalarda hastalık oluşturabilir. Aktif olduğu dönemde deriden deriye direkt temas ile bulaşır ancak klinik belirti olmadığı dönemde dahi bulaştırıcılık riski mevcuttur. Antiviral ilaçlarla tedaviedilir.Tedavisi zor ve uzun sürebilir.

9-MOLLUSKUM KONTAGİOZUM: Deride ortası çukur küçük kabartılar oluşturan bir virüs enfeksiyonu olan molluskum kontagiosum, cinsel yolla bulaşır ancak ortak kullanılan alanlarda da bulaşıcılık mümkündür. Çocuk ve erişkinlerde görülebilir.

10-TRİKOMONAS: Etkeni bir parazit olan trikomonas vajinalis, sık görülen cinsel yolla bulaşan hastalıklardandır. Her iki cinste daha çok orta yaşta görülür. Genç ve seksüel olarak aktif kadınlarda daha sık görülür.Cinsel ilişkiden 1-4 hafta sonra belirtiler idrarda yanma, gerginlik hissi ve sarı, yeşil bol akıntı ile kendini gösterir. Kadınlarda kötü kokulu sarı-yeşil köpüklü vajinal akıntı, vajinal kaşıntı ve kızarıklık, cinsel ilişki sırasında ağrı, sık idrara çıkma ve karın alt bölgesinde rahatsızlık şeklinde belirtiler verebilir. Erkeklerde penis akıntısı, sık idrara gitme ve ağrılı idrar yapmaya neden olabilir. Bazen de hiçbir belirti vermez. Tanı akıntının tetkiki ile konup antiparaziter ilaçlarla tedavi edilir.